Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sevilay Eriş

Copyright ©2019
Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon Uzmanı
Dr.Sevilay Eriş

Gösterme

SANA BİRŞEY SÖYLEYECEĞİM AMA KIZMAYACAKSIN 24.04.14

SANA BİRŞEY SÖYLEYECEĞİM AMA KIZMAYACAKSIN, DÜŞÜNCEYE İZİN VERMEK

 Bu cümleyi duyduğumuz anda nasıl da kasılıveririz, birden canımız sıkılıverir değil mi? Bekleriz cümlenin devamını endişe ve merak ile veya beklemek bile istemeyiz bazen...

O kızılacak davranışı açıklamadan önce kurulan bu cümle, bazen o davranıştan daha fazla çileden çıkarır insanı değil mi?

'Söyle hadi' diyene kadarki süre içinde, cümleyi söyleyen ile duyan kişinin yaşadığı hisler farklı farklı olur.

Cümleyi söyleyen kişi, ya gerçekten  bazı haltlar karıştırmıştır, ya  başkasından duyacağına benden duysun diyordur veya eğer tüm şirinliğini takınarak  söylerse, affetmesi kolay olacaktır beklentisi içindedir veyahut, ‘aman be ya söyleyeyim de kurtulayım, kopacaksa kopsun dananın kuyruğu’ şeklinde de düşünüyor olabilir...

Ya da muhtemeldir ki, karşıdaki kişinin vereceği tepkilerden  korkuyordur ve öncesinde biraz yumuşatmak için söylemiş olabilir yani suçunu hafifletmeye çalışıyor  da olabilir.

Sana birşey söyleyeceğim ama belli ki kızacaksın, ama nolur çok kızma, kızarsan da çok incitme beni demek ister...

Cümleyi duyan kişi ise, daha bu sözcükleri işitmesiyle birlikte, kuvvetle muhtemel saniyeler içinde adeta duygu fırtınası yaşar. Direkt asabı bozulabilir, bazılarının beyni sanki kafatasına çarpıp inebilir. Belli ki işitmekten hazetmeyeceği durumlar kendini beklemektedir  ve sirenler çalmaya başlamıştır...Ya da 'Dur hele bakalım ne yumurtlayacak şimdi, sakin kal' gibi de telkinler verebilir o arada...'Hayır yani kızacağımı biliyorsun madem, niye yapıyorsun kızacağım şeyi' diye de düşünebilir...

Bu meşhur cümleyi bazen çocuklarımdan duyarım: 'Anne, kızma ama birşey söyleyeceğim. Derste arkadaşımla konuştum diye öğretmen bana ceza verdi, ödevimi yapmadığım için eksi aldım' vs vs gibi..

Oysa karşındaki kişiye ve o düşünceye sahip oluyor olmasına saygı gösterip onu eleştirmezsen, o da düşüncelerini, hislerini ve yaşadıklarını açıkça ve rahatça ifade eder. Böyle dolaylı söylevlere ihtiyaç duymaz.  Aslında hem kendini, hem de onu özgür bırakmış olursun…

İnsanların farklı düşüncelere sahip olabileceğini yargısız kabul ettiğinde, sen de rahatlarsın karşındaki de…Lakin, ille de ‘ben iyisini bilirim, en doğrusunu yaparım, en düzgün benim’ diye de düşünmekte ve diretmekte ısrarlıysan, ruhsal tekamül sürecinde tıkanmışsın diyebiliriz…

Ancak sen hala kızmaya ve kükremeye devam etmekte ısrar ediyorsan, sana  iki şey söyleyeceğim ama kızmaJ1-  Bu cümleyi sana kuran kişi sayısında her geçen gün artış bekle..2- Daha fenası, hiç söyleyemez saklar senden ya da yalan söyleme süreci başlamış olur.

‘Sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın’ diyen kişi, aslında zavallıdır.  Bir hata yaptığını ve hatasının pahalıya malolacağını düşünmektedir. Belli ki, bu cümleyi söylediği kişinin tepkilerinden, sözlerinden, düşüncelerinden ve davranışlarından korkuyordur… Korku duygusu ona bu cümleyi kurdurtmuştur…Ya da kabahatli olduğunun bilincindedir, vicdan azabı ve suçluluk duygusu karışımı ile söylenmiş olabilir...

Tamam kabul ediyorum, cümleyi kuran taraf da, kabulü güç olan bir hata yapmış olabilir ancak kuvvetle muhtemeldir ki o hatayı da, ‘sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın’ dediği kişi sayesinde yapmıştır… Arka planda o vardır yani…Azmettirilmiştir diyebiliriz…Tiyatro perdesinin arkasındaki suflör gibi düşünülebilir… Yok öyle sözel olarak değil, kozmik enerji ile veya duyusal olarak azmettirme diyebiliriz bu duruma…

Size birşey söyleyeceğim ama kızmayacaksınız olur mu:)?'Karşı tarafın düşüncesini kabul edip onaylamak da, bu doğru değil diye direnmek de, o düşünce her ne ise, onun esiri yapar…'

Ee o zaman ne yapacağız? Ne gıcık değil miJ İki ucu keskin bıçak gibi…

Aslında çözüm basit: Karşındaki kişi her kim olursa olsun, o düşünceye sahip olduğu için ona izin vermek…

Şimdi bu ne demektir? Yani ne doğru, ne de yanlış diye bir şey yoktur. Fikir beyan etmezsin o kadar…

Basitçe şöyle bir örnek de verilebilir. Vitrinde bir kıyafet gördüğünde onu satın almak istersen, denersin, dar ya da bol gelebilir. Üzerinde iyi durabilir, çirkin durabilir. Ancak, satın almak gibi bir hevesin olmazsa tüm bu süreci yaşamazsın…

Bu metaforu bizim konumuza uyarlayacak olursak  kısaca; karşıdaki kişinin düşüncesini satın almıyoruz. Bol mu oldu, dar mı oldu süreci yaşamıyoruz.  

Sözün özü, düşüncelerini anlatan kişiyi, bu doğru, bu yanlış, bu iyi, bu kötü diye de yargılamıyoruz.  Zaten doğrular kime göre doğru, yanlışlar kime göre yanlış o da ayrı bir konu ...Kısaca, olanı olduğu gibi kabul ediyorsunuz o kadar...

Size birşey söyleyeceğim ama kızmayacaksınız: Bu yazıyı tam anlamlandırmak ve sindirmek için birkez daha okumanız gerekecek...

Sevgiyle Kalınız

Uzm.Dr.Sevilay ERİŞ