Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sevilay Eriş

Copyright ©2019
Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon Uzmanı
Dr.Sevilay Eriş

Gösterme

SULU SULU BİR YAZI! 13.04.2017

su, su içmek, sulu sulu yazmak, su içme adabı

Başlığındaki ilk anlam içeriğinde bir yazı yazmak içimden gelmiyor değilse de, ben bugün sizlere, yerkürenin %75, vücudun %60'ını oluşturan, yaşamın olmazsa olmazı 'su' yu ve su içmenin adabını bu kısa yazı ile aktarabilmeyi ümit ediyorum.

            Gönlüm isterdi ki,  keşke sıkça tüketilen siyah çay, kahve, meşrubatlar ve hazır meyve suları, suyun yerini tutsaydı da, su içmenin ehemmiyetini anlatan bu yazınlara ihtiyaç duyulmasaydı...

            Belki bu yazı ile, tüm doğru bildiklerinizin üzerine bir bardak soğuk su içmeniz gerekecek:) desem de, suyun soğuk olarak değil, oda sıcaklığında içilmesidir sağlıklı olanı dostlarım...

            Kişilerin sahip olduğu bilinçaltı gibi, toplumsal olarak da bir bilinçaltına sahibiz. Kollektif bilinçaltında su çağlar boyu, 'yaşam kaynağı' olarak kodlanmıştır. Hastanın damarından serum sıvısı giderken, aslında ruhsal olarak 'yaşamı' bedenine almış olduğunu hisseder.

            İşte o yüzdendir ki, serum takılarak tedavi edilen bir hasta çok daha belirgin ve hızlı iyileşme yanıtı verir. Sadece serumun ve içeriğindekilerin etkisinden bahsetmiyorum. Bilinçaltının sesinden ve doyumundan bahsediyorum.

            Belki de o yüzden, özellikle acile gelen hastalar 'Bir serum bile bağlanmadı!' diye feryat figan ediyorlar. Yani 'Bana yaşam verilmedi' demek isterler gibi...

            Suyun yerini tutan içecekler, açık şekersiz bitki çayları, maden suyu (soda değil), ev yoğurdunda yapılmış tuzsuz ayran, 1/3 oranında sulandırılmış taze sıkılmış meyve-sebze sularıdır. Ancak kişisel önerim, su sadece su olarak tüketilmelidir. Asaletine yakışır şekilde...

            Susuz bir bedenin sağlıklı olmasını bekleyemeyiz ki nitekim su, doku beslenmesi için temel maddedir. Toksin ve diğer atıkların vücuttan atılmasını sağlar. Tüm hücresel reaksiyonlarda görev alır. Eklemleri kayganlaştırır, omurgayı esnekleştirir. Vücut ısısını düzenler. Bu listeyi birkaç sayfa uzatabiliriz. Say say bitmez faydaları...

            Peki, ne kadardır insan bedeninin günlük su ihtiyacı? Kilo başına 30ml, terlemenin arttığı yaz aylarında ise 40ml'dir. Örneğin 60kg bir beden için, 60x30=1800ml.

            Eğer kişi sadece susayınca su içiyorsa, bedeni yaklaşık %40-50 gibi bir oranda su kaybındadır aslında. Yani su, susama hissi gelmeden alınmalıdır. Sabah uyanınca, akşam yatmadan, yemeklerden 30 dk önce ve 1 saat kadar sonra içilen su makbuldür.

            Yemek esnasında birkaç yudum içilebilirse de, çokça su alımı, midenin besinleri sindirmek için salgıladığı asiti dilüe eder seyreltir ki bu sindirimi güçleştirir. Midede bir süre durarak sindirilmesi gereken gıdalar, yemek esnasında fazlaca su alımı ile henüz tam sindirilmemişken mideyi hızla geçer ve sonra gelsin mide yanmaları, mide ve oniki parmak ülserleri, reflüler...

            Her zayıflama diyeti listesinde su olmasının nedeni, yakılması gereken her 100 kalori için, yaklaşık 4 bardak su gerekliliğindendir. Su yetersizse beden asidikleşir, metabolizma yavaşlar ve kilo vermek de bir tatlı hayal haline gelir kısaca...

            Suyun, tek seferde çok miktarda içimi de önerilmez. Yudum yudum, gün içine dağılmış olarak ortalama saatte bir bardak olarak tüketilebilir. Yarım litreyi tek seferde devirmek çok da matah değil yani...

            Zaman zaman ayaklarda ve ellerde şişlik varmış hissi oluyorsa, beden susuz kalmıştır ve alarm zilleri çalmıştır. Beden tüm bilgeliği ile, kendinde halihazırda bulunan suyu da koruma ve 'Ya hadi daha kötüsü olur da susuz kalırsam' diye biriktirme amaçlı bedenin uzuvlarına göndermiştir demektir.

            İdrar koyu renkli ve kokulu ise, yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir (Bazı yiyecekler idrarın rengini ve kokusunu değiştirmekle birlikte).

            Hiçbir sağlık sorunu yokken, eller ayaklar sürekli üşüyorsa yine ilk planda bedenin susuz kaldığını düşünebiliriz.

            Cilt kuruyor, dudaklar çatlıyorsa, ağız kuruluğu varsa, ciltte özellikle kolun üst kısımlarında nedensiz kaşıntılar varsa, sık sık baş ağrısı oluyorsa, çabuk yoruluyorsanız, sıkça dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşıyorsanız, bedeninizde muhtemel su eksikliğinden bahsedebiliriz.

            Olağandışı bir olayla karşılaşınca 'İç bir bardak su ' denmesinin nedeni, suyun, enerji bedenimizde de dengeleme yapmasındandır.

            Vücutta meydana gelen su kaybı, kişinin enerji seviyesini de düşürür, düşünme yetisinde de aksamalara yolaçar.

            Su, oturarak içilir ki, ayakta sıvı içilirse doğrudan onikiparmak bağırsağına geçer. Oysa oturarak içildiğinde, mide asidiyle karışır ve mikropları ölür.

            Nasıl kutsal bir oluşumdur ki, hem içince rahatlatır insanı, hem de içine girince...Kana kana içerken bir başka, çisil çisil yağarken bir başka, usul usul gözlerden yuvarlanırken daha bir başkadır hissettirdikleri....

            Dünyada ekolojik dengenin bozulması ile su rezervleri azaldıkça 'beyaz petrol' olarak nitelenen suyu, Necip Fazıl 'Kainatta ne varsa suda yaşadı önce/Üstümüzden su geçer doğarken ve ölünce' olarak betimler...Daha anne karnındayken suyun içinde başlar hayat ve o hayatı bırakırken de yıkarlar...

            Nazım Hikmet ise, 'Geceleyin ateşler içinde uyanarak/Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi' der... Her ne kadar şiirin büyüsünü bozmak istemesem de, 'Ah ne güzel, o zamanlar su, musluktan güvenle içiliyormuş' diye düşünmeden edemiyorum bir yandan...

            Su götürmez bir gerçek olarak  'su', yaşamın kaynağı ve olmazsa olmazıdır...

Sevgiyle Kalınız

Uzm.Dr.Sevilay ERİŞ